NAKİT AKIM TABLOSU. Nakit Akım Tablosu, hangi dönem için düzenleniyorsa, o dö­neme ait gelir tablosundan, o dönem ve bir önceki dönem karşılaştırmalı bilanço kalemlerindeki artış ve azalıştan, bir önceki dönem karından dağıtılan kâr payları ve ödenen vergilerden faydala­nılarak düzenlenir. Bu ihtarname 24.04.2015 tarihinde davalıya tebliğ edilmiştir. Davalının bu tarihten önce gerçekleşen kira paralarını az yukarıda açıklandığı üzere kiraya verene ödemekle yükümlüdür. Kiracı bu tarihe kadar gerçekleşen kira paralarını ancak kiraya verene ödemekle sözleşmeye uygun borcunu ifa etmiş sayılır. PM Anahtar Ana tablosu (PM00400), Alacak Yönetimi içindeki tüm işlemleri izler. Her işlemde karşılık gelen bir PM Anahtarı kaydı vardır. Durumu ne olursa olsun, girilen her Borç Yönetimi işlemi için buna karşılık gelen bir PM Anahtarı kaydı oluşturulur. Dava kiraya veren tarafından açılan yakıt, su, elektrik, aidat borcunun ödenmemesi sebebiyle yapılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. (6. HD., E. 2013/1111 K. 2013/12386 T. 16.9.2013) Bu nedenle özellikle elden yapılan ödemeler ilerleyen zamanlarda sıkıntı yaratabilmektedir. Eğer elden ödeme yapılacak ise kiracının, kiraya verenden ödeme yaptığına dair bir yazı ya da makbuz almış olması kiracının faydasına olacaktır. Kira bedeli kiraya verene veya onun yetkili kıldığı kişiye ödenmelidir. kiraya veren ile kiracı arasında yapılan tam iki tarafa borç yükleyen,ivazlı ve iradi. sözleşmedir. Kira sözleşmesi belirli bir süre veya belirsiz süreli olarak oluşturulabilmektedir. O halde konut ve çatılı işyerleri kira sözleşmesi için sözleşmenin sona erdirebilmek için. 1)bildirim yoluyla tahliye 2)dava yoluyla EluOVt. İHAOluşturulma Tarihi Ekim 02, 2018 0945Bursa'da, kira ücretini sözleşme imzaladığı kişiye ödeyen vatandaş, yıllar sonra hakkında başlatılan icra takibiyle sarsıldı. İcraya itiraz eden kiracı, soluğu mahkemede aldı. 'Dairenin sahibi olmayan âcire kiraya verene yapılan ödemeler, kiracının sorumluluğunu kaldırmaz' yönündeki mahallî mahkeme kararını Yargıtay da onadı. Bu emsâl kararla, mülk sahibine yapılmayan ödemeler yok sayılacak. Bursa'nın Orhangazi ilçesinde ikamet eden ait daireyi kiraladı. Kira ücretini düzenli olarak ödeyen yıllar sonra hakkında başlatılan icra takibiyle sarsıldı. Soluğu mahkemede alan itirazı üzerine icra takibi durduruldu. Bu kez Orhangazi İcra Hukuk Mahkemesi'ne dava açan ifadeleriyle gerçek ortaya çıktı. Dairenin kendisine miras kaldığını belirten kira ücretinin tarafına ödenmediğini, icra takibinin durdurulmasının kanunun aykırı olduğunu kaydetti. Mahkemede ifade veren kiracıya 2015 yılında gönderilen ihtarname ile kiracı olarak bulunduğu dairenin ait olduğunu, vefatıyla söz konusu taşınmazın mülkiyetinin ve kullanım hakkının kendisine geçtiğini bildirdiğini söyledi. Başkasına yapılacak kira ödemelerinin geçersiz olacağını belirterek, birikmiş kira bedelinin hesabına yatırılmasını istediğini savunma yapan davalı kiracı ise, yaptığı ödemelerin, âcirin kiraya verenin kişinin hesap hareketlerinden ortaya çıkacağını söyledi. Mahkeme, icraya yapılan itirazın kaldırılmasına, davalı haksız ve kötü niyetle takibe itiraz ettiğinden asıl alacağın yüzde 20'si oranında icra inkâr tazminatı ödemeye mahkum etti. Mahkeme, davalının kira borcunu ödediğini ispat edemediği gerekçesiyle icra takibinin devamına hükmetti. Davalı kararı temyiz 8. Hukuk Dairesi kararı oy çokluğu ile onadı. Karara şerh açıklama düşen Daire Başkan Vekili Mustafa Aysal, mülk sahibinin ihtarname tebliğinden önce gerçekleşen kira ücretini isteme hakkı olmadığını dile getirdi. Aysal, karşı oyunun gerekçesini şöyle açıkladı"Esasen kiraya verenin taraf olmadığı bir davada kiracının kira ücretini sözleşme gereğince kiraya verene ödeyip ödemediğinin belirlenmesine hukuken imkân yoktur. Zira kiracı kira ücretini ödediğiniz yasal delillerle kiraya verene karşı ispat edebilir. Malikin ihtarname tebliğinden önce gerçekleşen kira ücretleriyle ilgili olarak bir talebi varsa bunu kiraya verene karşı ileri sürmesi gerekir. Aksinin kabulü kiracının hem kiraya verene, hem de malikine mükerrer iki kere ödeme yapması gibi hukuk düzeninin koruyamayacağı bir sonuç ortaya çıkmış olur. Bu sebeplerle ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiği tarihten sonra takip tarihine kadar gerçekleşen kira ücretleri yönünden itirazın kaldırılması gerekirken, kanunî olmayan gerekçeyle itirazın tamamen kaldırılmasına karar verilmesi yerinde olmadığından kararın onanmasına dair çoğunluğun değerli görüşüne katılmıyorum."Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin emsâl kararıyla, mâlik olmayan kiraya veren kişiye yapılan ödemeler kiracının temerrüdünü borcunu ödememekte direnmesini engelleyemeyecek. Hukukçular, kira ücretlerinin mülk sahibine yapılması gerektiğini dile 24 SAATTE YAŞANANLAR Adana'da ikamet eden bir aile, 10 Şubat 2014'te kiraladığı dairenin kira ücretini her ay düzenli olarak mülk sahibinin annesinin banka hesabına yatırdı. Kira ücretinin kendisine aylardır ulaşmadığını gerekçe gösteren işyeri sahibi, 3 Haziran 2015 günü kiracı aleyhine icra takibi başlattı. Kira ücretini ödemesine rağmen icra şoku yaşayan kiracı aile, hemen icraya itiraz etti. Mülk sahibi ise. Adana 3. icra Hukuk Mahkemesi'nde 'itirazın kaldırılması ve tahliye' davası açtı. Davacı alacaklı, başlattığı icra takibi ile aylık 540 TL’den 2014 yılı Şubat ayından, 2015 yılı Nisan ayına kadarki kira bedelleri karşılığı 8 bin 115,00 TL kira alacağının işlemiş faiziyle tahsilini istedi. Davalı borçlu aile ise 23 Haziran 2015 tarihli itiraz dilekçesinde, herhangi bir borcu bulunmadığını bildirerek borcun tamamına, faize ve ferilerine itiraz etti. Davalı borçlu, 2 yıllık kira borcunu ev sahibinin annesinin banka hesabına yatırdığını, zamanında kirayı ödediğini bildirerek davanın reddini savundu. Mahkeme, üçüncü kişi tarafından davacının annesi adına 6 bin 963,25 TL ödemede bulunulduğunu, takibe konu edilen kira alacağına dair olarak yapılan bu ödeme mahsup edildikten sonra davalı borçlunun davacı alacaklıya TL asıl alacak ve 20,48 TL işlemiş faiz borcunun kaldığına hükmetti. Mahkeme, davanın kısmen kabulüyle davalının TL asıl alacak ile 20,48 TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam TL alacağa yönelik yapmış olduğu itirazın kaldırılmasına ve kiralananın tahliyesine karar verdi. Karar davacı vekili tarafından temyiz edildi. Üçüncü kişiye yapılan kira ödemesi geçersizdir Dava dosyasını yeniden inceleyen Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, emsal bir karara imza attı. Daire, kiracının kira parasını, kiraya verene değil de annesine veya üçüncü kişiye ödemesi halinde bu ödemenin kiracıyı borçtan kurtaramayacağına hükmetti. Kiracının, kira sözleşmesinin başlangıç tarihinden itibaren 2 yıllık kira bedelini davacının annesi hesabına yatırdığına dikkat çekilen Yargıtay kararında, "Bu şekilde 2 yıllık kira borcunu ödediğini savunmuş ve ödeme dekontunu dosyaya sunmuştur. Davacının annesinin hesabına 'oğluna ait 2 senelik konut kira bedeli' açıklaması ile 7 bin TL ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Kira bedeli aksi kararlaştırılmadıkça kiraya verene ödenmesi gereken borçlardan olup üçüncü kişiye yapılan ödeme kiracıyı borcundan kurtarmaz. Bu sebeple davacı alacaklı tarafından kira ödemesi olarak kabul edilmeyen üçüncü kişi adına yapılan ödemeler davalı kiracıyı borçtan kurtarmaz. Bu sebeple mahkemece bu husus dikkate alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davacı tarafça kabul edilmeyen anılan ödemenin takip konusu kira alacağına dair olduğu kabul edilerek yazılı şekilde davanın kısmen kabulüyle davalının itirazının kısmen kaldırılmasına karar verilmesi doğru değildir. Açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle mahkeme kararının bozulmasına oy birliğiyle karar verildi." ifadeleri yer aldı.Hürriyet EMLAK UYARI Web sitemiz üzerinde bulunan tüm yazılar, görseller ve tüm materyaller 'ye ittir. Kaynak belirtilmeden site içeriği kopyalanamaz, alıntı yapılamaz, başka yerde yayınlanamaz. Bursa’da, kira ücretini sözleşme imzaladığı kişiye ödeyen vatandaş, yıllar sonra hakkında başlatılan icra takibiyle sarsıldı. İcraya itiraz eden kiracı, soluğu mahkemede aldı. ’Dairenin sahibi olmayan âcire kiraya verene yapılan ödemeler, kiracının sorumluluğunu kaldırmaz’ yönündeki mahallî mahkeme kararını Yargıtay da onadı. Bu emsâl kararla, mülk sahibine yapılmayan ödemeler yok Orhangazi ilçesinde ikamet eden ait daireyi kiraladı. Kira ücretini düzenli olarak ödeyen yıllar sonra hakkında başlatılan icra takibiyle sarsıldı. Soluğu mahkemede alan itirazı üzerine icra takibi durduruldu. Bu kez Orhangazi İcra Hukuk Mahkemesi’ne dava açan ifadeleriyle gerçek ortaya çıktı. Dairenin kendisine miras kaldığını belirten kira ücretinin tarafına ödenmediğini, icra takibinin durdurulmasının kanunun aykırı olduğunu kaydetti. Mahkemede ifade veren kiracıya 2015 yılında gönderilen ihtarname ile kiracı olarak bulunduğu dairenin ait olduğunu, vefatıyla söz konusu taşınmazın mülkiyetinin ve kullanım hakkının kendisine geçtiğini bildirdiğini söyledi. Başkasına yapılacak kira ödemelerinin geçersiz olacağını belirterek, birikmiş kira bedelinin hesabına yatırılmasını istediğini savunma yapan davalı kiracı ise, yaptığı ödemelerin, âcirin kiraya verenin kişinin hesap hareketlerinden ortaya çıkacağını söyledi. Mahkeme, icraya yapılan itirazın kaldırılmasına, davalı haksız ve kötü niyetle takibe itiraz ettiğinden asıl alacağın yüzde 20’si oranında icra inkâr tazminatı ödemeye mahkum etti. Mahkeme, davalının kira borcunu ödediğini ispat edemediği gerekçesiyle icra takibinin devamına hükmetti. Davalı kararı temyiz 8. Hukuk Dairesi kararı oy çokluğu ile onadı. Karara şerh açıklama düşen Daire Başkan Vekili Mustafa Aysal, mülk sahibinin ihtarname tebliğinden önce gerçekleşen kira ücretini isteme hakkı olmadığını dile getirdi. Aysal, karşı oyunun gerekçesini şöyle açıkladı"Esasen kiraya verenin taraf olmadığı bir davada kiracının kira ücretini sözleşme gereğince kiraya verene ödeyip ödemediğinin belirlenmesine hukuken imkân yoktur. Zira kiracı kira ücretini ödediğiniz yasal delillerle kiraya verene karşı ispat edebilir. Malikin ihtarname tebliğinden önce gerçekleşen kira ücretleriyle ilgili olarak bir talebi varsa bunu kiraya verene karşı ileri sürmesi gerekir. Aksinin kabulü kiracının hem kiraya verene, hem de malikine mükerrer iki kere ödeme yapması gibi hukuk düzeninin koruyamayacağı bir sonuç ortaya çıkmış olur. Bu sebeplerle ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiği tarihten sonra takip tarihine kadar gerçekleşen kira ücretleri yönünden itirazın kaldırılması gerekirken, kanunî olmayan gerekçeyle itirazın tamamen kaldırılmasına karar verilmesi yerinde olmadığından kararın onanmasına dair çoğunluğun değerli görüşüne katılmıyorum."Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin emsâl kararıyla, mâlik olmayan kiraya veren kişiye yapılan ödemeler kiracının temerrüdünü borcunu ödememekte direnmesini engelleyemeyecek. Hukukçular, kira ücretlerinin mülk sahibine yapılması gerektiğini dile getirdiler. Skip to content Kira bedelinin aksi kararlaştırılmadıkça kiraya verene ödenmesi DairesiEsas 2017/1881Karar 2017/4519Karar Tarihi KALDIRILMASI VE TAHLİYE DAVASI – KİRA BEDELİNİN AKSİ KARARLAŞTIRILMADIKÇA KİRAYA VERENE ÖDENMESİ GEREKEN BORÇLARDAN OLDUĞU – ÜÇÜNCÜ KİŞİYE YAPILAN ÖDEMENİN KİRACIYI BORCUNDAN KURTARMAYACAĞININ GÖZETİLMESİ GEREĞİÖZET Kira bedeli aksi kararlaştırılmadıkça kiraya verene ödenmesi gereken borçlardan olup üçüncü kişiye yapılan ödeme kiracıyı borcundan kurtarmaz. Bu nedenle davacı alacaklı tarafından kira ödemesi olarak kabul edilmeyen üçüncü şahıs adına yapılan ödemeler davalı kiracı şirketi borçtan kurtarmaz. Bu nedenle mahkemece bu husus dikkate alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davacı tarafça kabul edilmeyen anılan ödemenin takip konusu kira alacağına ilişkin olduğu kabul edilerek yazılı şekilde davanın kısmen kabulü ile davalının itirazının kısmen kaldırılmasına karar verilmesi doğru değildir.2004 S. K. m. 269/CDava Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği Davacı alacaklı, tarihli sözlü kira akdine dayanarak tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile aylık 541,00 TL’den 2014 yılı Şubat ayından, 2015 yılı Nisan ayına kadarki kira bedelleri karşılığı TL kira alacağının işlemiş faiziyle tahsilini istemiş, ödeme emri davalı borçluya tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu tarihli itiraz dilekçesinde, herhangi bir borcu bulunmadığını bildirerek borcun tamamına, faize ve ferilerine itiraz alacaklı İcra Mahkemesi’ne başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur. Davalı borçlu, davacı ev sahibine iddia edildiği gibi kira borcu bulunmadığını, kira sözleşmesini tarihinde yaptıklarını ve bu tarihten başlamak üzere 2 yıllık kira borcunu ev sahibi olan …’ın annesi …’ın banka hesabına yatırdığını, zamanında kira borcunu ödediğini bildirerek davanın reddini üçüncü şahıs …l tarafından … adına TL ödemede bulunulduğu, takibe konu edilen kira alacağına ilişkin olarak yapılan bu ödeme mahsup edildikten sonra davalı borçlunun davacı alacaklıya TL asıl alacak ve 20,48 TL işlemiş faiz borcunun kaldığı, davalı borçlu tarafından geri kalan kira borcunun ödendiğine dair 269/c maddesindeki şartları taşıyan bir ödeme belgesi ibraz edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının TL asıl alacak ile 20,48 TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam TL alacağa yönelik yapmış olduğu itirazın kaldırılmasına ve kiralananın tahliyesine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve tahliye istemlerine kiracı yargılama aşamasında, kira sözleşmesinin başlangıç tarihinden itibaren 2 yıllık kira bedelinin davacının annesi hesabına yatırıldığını, bu şekilde 2 yıllık kira borcunu ödediğini savunmuş ve ödeme dekontunu dosyaya sunmuştur. Buna göre; tarihinde …l tarafından davacının annesi … hesabına “ …’ın oğlu …’a ait 2 senelik konut kira bedeli” açıklaması ile TL ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Kira bedeli aksi kararlaştırılmadıkça kiraya verene ödenmesi gereken borçlardan olup üçüncü kişiye yapılan ödeme kiracıyı borcundan kurtarmaz. Bu nedenle davacı alacaklı tarafından kira ödemesi olarak kabul edilmeyen üçüncü şahıs adına yapılan ödemeler davalı kiracı şirketi borçtan kurtarmaz. Bu nedenle mahkemece bu husus dikkate alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davacı tarafça kabul edilmeyen anılan ödemenin takip konusu kira alacağına ilişkin olduğu kabul edilerek yazılı şekilde davanın kısmen kabulü ile davalının itirazının kısmen kaldırılmasına karar verilmesi doğru Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı 6217 sayılı Kanunla eklenen geçici 3. madde hükmü gözetilerek 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine tarihinde oybirliğiyle karar verildi. İlişkili Yazılar

kiraya verene yapılan ödemeler tablosu